Güncel Yazılar

Sıfır Noktası / Point Zero / artSumer / 20 Ekim – 19 Kasım

Ekim 16, 2011 @ Yorum Yok


sanatçılar/artists:
Damla Tokcan Faro, Erdal Duman, Gökçe Er,
Merve Çanakçı, Onur Gülfidan, İnci Furni

artSümer Karaköy’deki yeni galeri mekânında Sıfır Noktasını sunar.
artSümer’in , Karaköy’deki açılış sergisi Sıfır Noktası ikinci bölümü ile devam ediyor.
Sıfır Noktası, bienal ile eş zamanlı olarak iki yılda bir sıfırlanan gündeme bir gönderme: Keşfetmek ve koşullanmak arasında, unutmak ve hatırlamak hattında. Neredeyse ana karakterlerini yitirmiş, nötrleşmiş merkezler, kendinden kopmuş hikayeler, kesintiye uğraşmış tarih ve insanları üzerine.
İkilik üzerinden sıfırı arayan Damla Tokcan Faro’nun kadınları soyut bir zaman örgüsünde konuşlanıyor. Bulduğu hazır Art deco siluetlerini kullanan sanatçı bir araya getirdiği yaşlı ve genç kadınının ‘kim’liklerini ve ‘nerede’liklerini düşündürtüyor. Bu arayış izleyiciyi aynı fikrin tezahürü bir başka ikiliğe götürebilir: Merve Çanakçı, siyahlı beyazlı tanıdık bir Hello Kitty nevresiminde idealize edilmiş kedi portresinde tekil bir kediyi, bir tekiri resmediyor. İkisi de gerçek olmamakla birlikte, resmedilmiş bir tekir, seri üretimde basılmış bir kedi idealinden daha tek, daha kendine has, daha az aynı olabilir mi? Öte yandan m60 adlı silah, belki nevresim kadar seri üretilen ve dağıtılan bir nesne, bir başlangıç ve bitiş olabilir mi aynı anda? Erdal Duman’ın m60′ı, homojenleşen coğrafyalarda tarihin bittiği nokta olarak sıfıra bir cevap niteliğinde.
İnci Furni’nin noktayı kaçırmış personası ise -birçok eserinden aşina olduğumuz astronotu- başını kolları arasına kapıyor; tüm ikiliklerin ve anlam katmanlarının döngüsü aksine, sıfırdaki dünyasından kalkıp, gemilerini batırmaya gelmiş, tam tersi istikamette.
Figürlerini birbirleri ve etrafıyla çelişkide, adeta yoklukta resmeden Onur Gülfidan belki de tüm işlerinde bağlamdan bağımsızlaşmış figürler yaratarak bir sıfır noktası aramakta. Bu kez üst üste ilişkilendirdiği iki tuval arasında, seçenin beklentilerinde ve seçilenin vaatlerinde, her noktada sıfırlanan ve yeniden başlayan bir politik gündemle.
Gökçe Er’in iki karakteri ise vaatlerini bulmuş bir dünyadan kaçmışlar gibi. “Her şey sıfır noktasına geldiğinde bir de ondan kaçma durumu ortaya çıkar” diyor sanatçı, “Kaçılan güzel, izole, az önce terkedilmiş bir yer…”
İki arada bir deredelikten, var olmak ile yok olmak arasındaki sonsuz döngüden, dön dolaşlardan, git gellerden yorulanlara bir nefes… Sıfır Noktası 2, 20 Ekim’de artSümer’in Karaköy’deki yeni galeri mekanında izleyici ile buluşuyor.

-

artSümer presents Point Zero in their new gallery space in Karaköy.
artSümer’s opening exhibition in Karaköy Point Zero, continues with its second part.
Point Zero, simultaneous with the biennial, is a reference to the agenda that changes every two years: between exploration and conditioning, on the line between forgetting and remembering. It is about stories that lost their protagonists with neutralized centers and interrupted history with its people.
Damla Tokcan Faro seeks zero in dualities, situating women in an abstract web of time. The artist, who utilizes Art deco silhouettes that she found, makes the viewers think about the identities and whereabouts of old and young women. This search can take the viewer to another expression of the same idea, another duality: Merve Çanakçı’s familiar black and white Hello Kitty quilt has an image of an idealized cat, a tabby cat. Although both are not real, could a singularly represented cat be more precious, more unique than a mass-produced cat? On the other hand, could an m60, a gun, mass-produced and distributed as widely as a quilt, be a beginning and an end at the same time? Erdal Duman’s m60 is an answer to the end of histories in homogenized areas.
İnci Furni’s persona who missed the point—the astronaut we recognize from many of her other works—puts his head between his arms; he is going in the opposite direction, away from all dualities, all layers of meaning, leaving his world at zero, seeking to sink his ships.
Onur Gülfidan, who paints figures who are in contradiction with each other and their surroundings, who exist in voids, seeks a point of zero by creating figures that are emancipated from context. This time, the artist has a political agenda that is zeroed and re-started, in the two canvases he positions on top of each other, the expectations of the chooser, the expectations of the chosen. Gökçe Er’s two characters seem to have escaped a world in which they found what was promised to them. The artist says, “When everything comes to the point of zero, there is a situation of escaping that. The escaped is beautiful, isolated, a place just abandoned…”
A breath of air for those who are tired from the in-betweenness, existence and destruction, endless cycles, go-arounds, tides of back and forths. Point Zero part 2 meets viewers in artSümer’s new gallery space in Karaköy on October 20th.

kemankeş mah. mumhane cad.
laroz han no:67
karaköy 34425
http://www.artsumer.com/

Yorum yazın.

Yorum göndermek için, Üye olmalısınız.

© 2012 OpenArtMag.